Belis Bebek Mobilya Ürünlerinde Kullandığı Boya Kalite Güvencesiylede Öncü;
23/6/2009
Rüya gibi bebek odalarıyla Belis sektörü renklendirdi
28/1/2009
Ev tekstili sektörünün büyük kuruluşlarından Tarakçıoğulları'nın, 2005 yılında Belis markasıyla Bebek Mobilyası ve Tekstili sektörüne girişiyle bebek odaları renklendi.
Belis bebek mobilyaları ve tekstil ürünleri; estetik ve şık tasarımları, geniş renk yelpazesiyle bebekler için rüyalardaki gibi odalar üretiyor. Belis'in ürün yelpazesinde; bebe odası takımlarının yanısıra genç odaları, dolap, şifonyer ve komodin gibi modüler tekil ürünler, bebe tekstili, bebe yatağı ve pusetler yer alıyor. Belis bebekler için aydınlık, renkli, ışıltılı ve sağlıklı mekanlar hazırlıyor.
Markanın en önemli özelliği ise estetik ve renkli takımlar sunmak değil. Üretimde en önem verdikleri nokta bebeklerin sağlığı. Hiç bir Belis ürününde bebeklerin sağlığına zarar verebilecek boya ve malzeme kullanılmıyor. Bu da Belis bebek odalarının neden kısa zamanda Türkiye'nin en çok tercih edilen markası olduğunu kısaca özetliyor.
Adapazarı'nda 3750 m2'lik alanda bebek tekstili, 10.000 m2'lik kapalı alanda bebek mobilyası olmak üzere kurulu modern tesislerde, E1 (kanstrojen madde bulundurmayan) standartlarına uygun olarak üretilen Belis, ISO9001 ve CE sertifikasyon çalışmalarını tamamlamış durumda. Almanya, Arnavutluk, Fransa, Ukrayna, isviçre, Libya, Mısır, Suriye, İran, Azerbaycan, Bulgaristan, Romanya, Yemen, Suudi Arabistan, Rusya, İngiltere, Cezayir, Fas, Avusturya, Latvia, Macaristan, Yunanistan, Makedonya, İsrail, Ürdün, Hollanda ve Irak'a ihracat yapan Belis; dünya markası olma yolunda hızla ilerliyor.
28 Ocak - 1 Şubat 2009 tarihleri arasında düzenlenecek olan İstanbul Mobilya Fuarı'nda 6 - 7 Hall 7 -C05'te yer alacak olan Belis, 2009 koleksiyonunu meraklılarıyla buluşturmaya hazırlanıyor.
Televizyonu ‘çocuk bakıcısı’ olarak kullanmayın!
1/1/2009
Kayseri Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Didem Öztop, çocukların şiddetin en basit haliyle çizgi filmlerde karşılaştıklarını söyledi.
Televizyon ve internetin, çocukların “tüketim toplumu bireyi” olmaları üzerinde etkileri olduğunu belirten Öztop, şöyle konuştu:
“Televizyon ve internetin çocuğun cinsel kimliğinin oluşması ve karşı cinsle, anne ve babayla ilişkisi üzerinde etkisi var. Şiddet eğilimlerine, okuma, düşünme ve başarıya etkisi, kültürel yabancılaşmaya etkisi var. Çocuk televizyonda veya internette gördüğü başka toplumların kültürlerini, değerlerini kendine model olarak almaya başlıyor ve bu biçimde davranıyor. Din gelişimi üzerinde etkisi var. Ayrıca, televizyon kanallarında ve internette çocukların ergenlik yaşının daha öne kaymasına neden olabilecek cinsel içerikli yayınlar var.”
Öztop, çocukların günde 2 saatten fazla televizyon seyretmesinin doğru olmadığını, televizyonun yerini dolduracak çeşitli etkinlikler yapılması gerektiğini kaydetti.
Televizyon programlarının seçiminde Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) ve psikologlar tarafından tespit edilen akıllı işaretlere dikkat edilmesini öneren Öztop, “Çocuğuna ‘televizyon seyretme’ diyen anne ve babanın, kendi televizyon izleme sürelerini de kısıtlaması gerekiyor. Siz kitap okumaz ve televizyon izlemeye devam ederseniz çocuk sizi model olarak gördüğü için doğrunun bu olduğunu sanacaktır. Çocuğunuzun kitap okumasını istiyorsanız sizin de okumanız gerekiyor” dedi.
Öztop, artık evlerde birden fazla televizyon bulunduğuna dikkati çekerek, “Herkesin odasında televizyon var. Herkes odasına çekilip kendi sevdiği programları izliyor. Çocukların odasına bile televizyon konuluyor. Bu hiç uygun bir durum değil. Televizyonu bakıcı gibi kullanmamak gerekiyor. Çünkü, bebeklikte başlayan bu süreç daha sonra alışkanlık halini alıyor” diye konuştu.
Ailelerin çocuklarının izlemesini istemediği programları yasaklamalarının doğru olmadığını kaydeden Öztop, şunları söyledi:
“Çocuk istediği diziyi izleyemeyince ‘arkadaşlarım izliyor, onlar konuşurken ben konuşamadım, dışlandım’ diyor. Böyle olunca da kendisini kötü hissediyor. Ailelerin bu tür dizileri yaşam tarzları, inanç sistemleri, toplumsal değerleriyle televizyon dünyası arasında farkı öğrenmelerine yardımcı olmak için çocuklarıyla birlikte izlemelerini öneriyoruz. Beğenmediğimiz, rahatsız eden programları mutlaka RTÜK’e şikayet etmeliyiz.”
Doğada bulunan en zararlı ağır metallerden olan kurşun, sık maruz kalmaları durumunda çocuklarda kurşun zehirlenmesine yol açabiliyor. Kurşun zehirlenmesi ise dikkat bozukluğuna hatta otizme bile neden olabiliyor.
KOCAELİ - Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ayşe Sevim Gökalp, “Anne karnında çevresel zararlılardan olan kurşundan etkilenen bebeklerde, prematüre doğumlar, düşük doğum ağırlığı, zihinsel ve nörolojik özür görülebiliyor” dedi.
Prof. Dr. Gökalp, çevresel zararlılar içinde kurşunun önemli bir yer tuttuğunu, ağır metal olan kurşunun çocuklarda zehirlenme yaptığını söyledi.
Bu zehirlenmenin genellikle yavaş ve birikerek uzun yıllar sonra ortaya çıktığını bildiren Prof. Dr. Gökalp, bazı durumlarda karın ağrısı, bulantı, kusma, yorgunluk, bazen de koma hali gibi kendisini gösteren hızlı, akut zehirlenme yapabildiğini kaydetti.
Çevreyi kirleten en önemli etkenlerden birisinin kurşun olduğunu savunan Prof. Dr. Gökalp, sanayileşmeyle birlikte insan vücudunda biriken kurşun miktarının arttığını belirtti.
“Çocuklarımızın sağlıklı bir çevrede yaşıyor olması bir ayrıcalık değil, hak olması gerekir” diyen Prof. Dr. Gökalp, şöyle devam etti:
“6-36 ay arası çocuklar ağızlarına her şeyi götürdüğü için bu yaş grubunda kurşun zehirlenmesi sıklıkla yaşanabiliyor. Çocuklarımız kurşundan anne karnındayken ve doğduktan sonra olmak üzere iki türlü etkileniyor. Etkilenme anne karnında başlayınca, bebeğe anne karnındaki her ay zarar veriyor. Anne karnında çevresel zararlılardan olan kurşundan etkilenen bebeklerde, prematüre doğumlar, düşük doğum ağırlığı, zihinsel ve nörolojik özür görülebiliyor. Doğumdan sonra da kanın kırmızı kürelerinde, kemik, saç ve tırnakta biriken kurşunun farklı etkileri oluyor. Çocuklarda öğrenme bozukluğu, dikkat eksikliği sendromu hatta otizme neden olabiliyor.”
KURŞUN ZEHİRLENMESİNİN BELİRTİLERİ
Kurşun zehirlenmesinin bazen belirtilerinin görülmediğini söyleyen Prof. Dr. Gökalp, belirti olmaması halinde, zeka seviyesi düşük olan, işitme ve denge kusuru bulunan çocuklarda tarama testi yapılması gerektiğini, bu testlerin kan, tırnak ve saçlarda yapılabileceğini bildirdi.
Prof. Dr. Ayşe Sevim Gökalp, akut kurşun zehirlenmesinin ise çeşitli belirtilerle kendisini gösterdiğini belirterek, şöyle devam etti:
“Kan düzeyinde 60 mikro gramın üzerindeki kurşun, akut zehirlenme oluşturuyor. Akut zehirlenme, anemi, mide barsak sisteminde ishal ve kabızlıkla kendisini gösteriyor. Böbreklerde de birikmeye bağlı ileri dönemde kronik böbrek hastalığı yapabiliyor. Hormonları etkiliyor, gelişme geriliği yapabiliyor, ama en önemli etkisi sinir sistemine oluyor. Gelişimsel bozukluklar, zeka düzeyinde düşüklük, davranış bozuklukları yapıyor.”
KURŞUN RİSKİ YÜKSEK OLAN ÇOCUKLAR
Eski evlerde oturanların, o dönemlerde boya sanayisinde kurşun kullanılmasından dolayı risk altında olabileceğine işaret eden Prof. Dr. Gökalp, düşük gelirli ailelerin çocuklarında kurşun zehirlenmesi çok yaşandığını, 6 ay ile 3 yaş arası çocukların oyuncaklar, toz ve topraklar da dahil her şeyi ağızlarına götürdüğü için risk altında bulunduğunu söyledi. Prof. Dr. Gökalp, şu bilgileri verdi:
“Kansızlık sorunu olan, ihmal edilen ya da istismar edilen çocuklar, mesleki nedenli kurşunla uğraşan ailelerin çocukları, hobi nedeniyle kurşunla uğraşan ailelerin çocukları risk altında. Türkiye’de, bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde hemen hemen her çocuk risk altında. Havada, toprakta, suda, oyuncak malzemelerinde kurşun var. Yalnız ‘herkes kanında kurşun düzeyine baktırsın’ korkusu da oluşmasın, böyle bir mecburiyet yok. Kan kurşun düzeyine bakılmasını hekim şüphelenerek tavsiye etmeli. Kronik karın ağrısı, kronik ishali olan, büyümeyen, anemisi olan ya da nörolojik bozuklukları, zihinsel işlevlerinde gerilik, zeka düzeylerinde düşüklük olan, içine kapanık, dikkat eksikliği olan çocuklara bakılmasını hekim tavsiye etmeli. Çocuklar bizim geleceğimiz, onlara yapabileceğimizin en iyisini, çevrenin en temizini sunmalıyız. Onların temiz olan, kurşun ve ağır metaller bulunmayan çevrede yaşamasını sağlamalıyız.”
Prof. Dr. Gökalp, kurşun zehirlenmesinin iyi tarafının, tespit edildiğinde ilaç tedavisiyle önlenebilmesi olduğunu, eğitimle, özellikle de ailelerin eğitimiyle çocukların, kurşunlu malzemeyle daha az muhatap olmasının sağlanabileceğini kaydetti.
Gökalp, çevredeki kurşun kaynaklarının belirlenmesi ve ailelere bu konuda eğitim verilmesi, risk altındaki kesimlerin zaman zaman tarama testlerine tabi tutulması gerektiğini söyledi.
Kurşun bileşiklerinin benzinde, sık kullanılan plastik malzemelerde, mutfak malzemelerinde, oyuncaklarda, borularda, levhalarda, kablolarda, mermi ve av saçmalarında, boya maddelerinde, seramik sanayisinde, böcek öldürücülerde, lastik sanayisinde, elektronik malzemelerin lehimlerinde, göze çekilen sürmelerde bulunduğu, bu bileşiklerin her türlü malzemeden havaya geçtiği, suda ve besinlerde bulunabildiği bildirildi.
Güncelleme: 16:11 TSİ 05 Ağustos 2008 Salı
Çin yapımı beşikler için toplama kararı!
30/12/2008
Aşırı miktarda kurşun ihtiva ettiği gerekçesiyle Çin yapımı bazı oyuncakların toplatılmasının ardından Amerikalı yetkililer, bu kez de iki çocuğun ölmesine yol açan Çin yapımı portatif beşiklerin geri çağrıldığını açıkladı.60'tan fazla benzer vakanın yaşanması üzerine böyle bir kararın alındığı bildirildi. Beşiğin açılır kapanır yan tarafının kendiliğinden düştüğünü belirleyen yetkililer, bunun da çocuğun sıkışarak ya da boğularak ölmesine neden olabileceğine karar verdi. Bu nedenle eski tip beşikler toplatılıyor.
Çin malı bebek karyolaları geriye...
30/12/2008
WASHINGTON - Çin'de üretilen mallarla ilgili toplatma kararlarına yenisi eklendi. ABD'li yetkililer, iki bebeğin ölümünün ardından Çin yapımı 1 milyon çocuk karyolasının toplatılmasını kararlaştırdı. Tüketici Ürünleri Güvenliği Komisyonu (CPSC), 1998'le 2007 yılları arasında 100 ila 300 dolara satılan Simplicity marka 1 milyon çocuk karyolasının hatalı üretilmesinden ve bebekler için tehlike arz etmesinden dolayı toplatılması kararı verdi. CPSC, karyolanın üst kısmındaki ayrılabilir çıtanın montajının yanlış yapıldığını, aileler bebeklerini kucaklarına alırken çok eğildiklerinde, bu çıtanın yerinden ayrılarak, bebeğin üzerine tehlikeli bir biçimde düşme riskinin bulunduğunu söyledi. ABD'de yakın zamanda biri altı, diğeri dokuz aylık iki bebek bu şekilde yaşamını yitirmişti.